Güncel, Proje Yönetimi

Değişime Direnmeyin, Değişimin Kendisi Olun!

degisim-zamani-520x245

Hayatta bir şeyleri değiştirebilmek güdüsü değiştirdiğiniz şey büyük yada küçük olsun fark etmez önemli adımlardandır. Bu değiştirdiğiniz en başta kendiniz de olabilir yakın dost ve çevreniz ve/veya çalışma koşulları gibi fiziksel değişiklikler de olabilir. Evet kabul değişim zordur ancak bir yerden de başlamak gerekiyor. Aksi takdirde kaçınılmaz son gelecektir. Ya şirketiniz kaçınacak (birazdan örneklerini anlatacağım gibi), ya yaptığınız iş süreçleri eskisi verim ve başarıyı gösteremeyecek ya da en önemlisi siz yaşanan değişim ve gelişimin gerisinde kalacaksınız. Belki de en zoru kendinizi değiştirmektir…

Sene 1994. İlk bilgisayarımın alınmasından sonra adım attığım teknoloji dünyasından kopmak olmadı tabii ki de. Benim bilgisayara olan ilgim o dönem ortaokulda aldığım Windows 3.1 ve yazılım eğitimleri ile daha da perçinlendi. 5.25 inçlik kağıt disklerin okuma sesi veya bir 5 sene sonraki 14K dial-up modemin çıkardığı bağlantı sesi halen kulaklarımda çınlar. Benim bilgisayar dünyasına olan ilgim daha çok hardware/donanım seviyesinde oldu. O dönem İzmir’in tüm bilgisayarcılarını tanırdım ve onlar da beni yakından tanırdı. Lisede okul çıkışında soluğu ev yerine bilgisayarcılarda alırdım. En son gelen anakartlar, ekran kartları ve hatta oyunları takip ederdim. Bilgisayarcılarla iş yaptığım bile oldu 🙂 Yani 90 ların sonu ve 2000 lerin başında Türkiye’de bilgisayar sektörü nereye gidiyor değişim ne yönde okumak çok zor olmuyordu ve bunu bizzat yaşıyordum. Ancak ben bu değişimi hissederken maalesef çoğu bilgisayar şirketi bunu göremedi veya görmek istemedi. O dönem çalıştığım bir çok bilgisayarcı battı! 1 ay önce Kurban Bayramında İzmir’i gezdiğimde sadece ve sadece 2 şirketi ayakta görebildim. Ki onlar da hedef kitlesini değiştirmiş, sattığı ürünlerin çeşitliliğini arttırmış ve önemli değişiklikler yaşamış. Örneğin biri güvenlik yazılım sektörüne girmiş (sahibini de çok yakından tanırım daha önce hiç böyle bir fikri olmadığına eminim). Bir diğeri de malum oyun ve video sektörüne kaymış. Tabii ki bu arada irili ufaklı yüzlerce şirket açılmış ancak bunların hepsi video/oyun/eğlence sektörüne yönelik iş yapan Basmane Çankaya bölgesindeki bilgisayarcılar.

Benim İzmir’de deneyimlediğim bu değişim dünyada bir çok şirket ve kişi tarafından daha büyük etkilerle hissediliyor. Eminim sizlerin de benzer deneyimleriniz vardır. Gelin beraber hem değişikliklere hem de buna karşı reaksiyonlarımıza bakalım…

Değişim” TDK da kelime anlamı ile “Bir zaman dilimi içindeki değişikliklerin bütünü, değişme” olarak açıklanmaktadır. Yani sizin veya bir şirket/ürünün yaşam döngüsü içerisindeki tüm yaşadığı değişikliklerin tümüdür.

Açıkçası söylemesi ve yazması “Kolay” ancak planlaması ve uygulaması oldukça “ZOR” bir kelime. Neden mi?

Kim kolay kolay bulunduğu konfor alanını terk etmek ister? Büyük bir çoğunluğumuz istesek de istemesek de ilk başta değişime direniriz. Zor gelir, yapmak istemeyiz ve sebepler buluruz kendimizi haklı çıkarmak için. Peki sonunda neden değişim yaşarız?

  • Ya şirketiniz önemli bir değişiklik süreci başlatmıştır ve siz de buna doğrudan yada dolaylı olarak dahilsinizdir.
  • Ya yaptığınız işiniz (kendi işiniz ise) çevre koşullarının etkisinde kalmış ise,
  • Değişen teknoloji ve yeniliklere ayak uydurmak zorunda iseniz,
  • Gelişen ve değişen rekabet koşulları ve pazar durumu ize bunu zorlamış ise,
  • Ya da artık siz değişimin gerekliliğine inanmışsınızdır ve istemektesinizdir…

Bu saydığım örnekleri arttırmak elbetteki mümkün. Ancak temel dayanaklar olarak bunlar aklıma ilk gelenler…

Bir ekleme yapmak da fayda var bu değişim sadece iş hayatı olarak düşünülmesin, özel hayatınız ve kendiniz için yapacağını bir değişim programı da mümkün. Örneğin kilo vermeniz için diyet programına başlamak, iş yerinize uzak olan evinizi başka bir yere taşımak veya ruhsal olarak düşünce tarzınızda yapacağınız önemli değişiklikler gibi…

Peki değişime neden olan faktörlere değindikten sonra değişim nerede ve nasıl başlar buna bakalım…

Bir gruba “Değişmek istiyor musunuz?” diye sorduğumuzda alacağımız cevap muhtemelen aşağıdaki gibi olacaktır 🙂

kim-degisim-ister

Yani herkesi değişim ister kelime anlamı olarak büyüleyici gelir ancak iş aksiyona geldiğinde nedense herkes geri adım atar.

Bunun ana nedeni işte “Konfor Alanı Dışına Çıkmak İstememek” den kaynaklanıyor.

Yapılan araştırmalar tüm büyük kurumsal değişim çabalarının (yarısından-üçte ikisine kadar) başarısız olduğunu göstermiştir. Ancak direncin başarısızlığa önemli derecede bir katkıda bulunduğu çok az bilinmektedir. İngilterede Oakland ve Sohal tarafından yapılan ortak bir araştırmaya göre, direniş üretim ve yönetim tekniklerinin kullanılmasının büyük engellerinden biri olduğu bulunmuş olup aynı zamanda Avusturya üretim sanayinde kalite yönetimi uygulamalarına yönelik işçiler ve yöneticiler tarafından gösterilen direncin büyük engeller oluşturduğu tespit edilmiştir (Waddell and Sohal 1998, 543).

Değişim bir yandan sorunlara çözüm getirirken, diğer yandan yeni sorunların ortaya çıkmasına da yol açabilir. Bu nedenle değişim her zaman olmalı demek doğru olmadığı gibi bazı durumlarda değişime direnç de gösterilebilir.  Buradaki kilit nokta değişim sürecine çalışanların dahil edilmesi olacaktır. Değişim ile ilgili çalışmalara çalışanların dahil edilmesi onların görüşlerinin alınması ve kendilerine fırsatlar verilmesi de değişime karşı direncin kırılmasını sağladığı gibi çalışanların kendilerini geliştirmeleri de sağlanmış olur.

Tabii ki başlanılan bir “Değişim-Transformasyon Süreci/Projesi” hakkında şeffaf ve detaylı bir bilgilendirme tüm çalışan ve paydaşlara zamanında yapılmalıdır. Hatta sürecin gidişatı hakkında belirli dönemlerde bilgilendirmeler yapmak çalışanlar üzerinde olumlu etkiler yapacaktır. İşte bu noktada etkili bir iletişim sistemi çalışanlara olan güveni ve onların değerinin bilinmesini de sağlayacaktır.

Değişimi 3 ana bölümde toplayabiliriz;

1- Çözülme Dönemi,

2- Değişme Dönemi,

3- Yerleşme Dönemi.

Çalışan bu 3 dönemi da başarılı şekilde atlatırsa eski davranış ve iş yapma stillerini terk eder, kendini geliştirip yeni süreci kavrar ve bunları da sürekli bir alışkanlık haline getirirse işte o zaman “Değişim – Transformasyon Projesi” başarı ile tamamlanmış ve hedefe ulaşmış olur diyebiliriz.

İşte Değişim ve Teknoloji konusunda sevdiğim 3 kısa söz:

  1. “Teknolojik devrim, belli bir zaman sonra da olsa, sosyal devrime yol açar. Teknoloji
    öyle büyük birhızla ilerlemektedir ki, toplumun çözüm bulmakta yetişemediği sosyal sorunlar
    yara­tır” – Davis, 1977:286.
  2.  “Hiç kuşkumuz olmasın; değişimin ho­murdanarak çalışan
    dev makinası teknolojidir. Gücünü de bilgi birikiminden a­lır.” – Sargut (1975: 1-2)
  3.  “Hepimiz taş tekerleğin icadından bu yana hızlı gelişen bir devrim yaşıyoruz. O yüzden
    şiddetli teknopolitik değişimlere uyum sağlama becerisi, bugün yeryüzündeki tüm
    yöneticilerin ayakta kalabilmek için sahip olması gereken zorunlu bir nitelik haline gelmiştir.” Toffler (1986:13) “Uyumlu Şirket”adlı kitabının önsözünde.

Kaynakça:DEĞİŞİM YÖNETİMİ SÜRECİNDE DEĞİŞİME DİRENME CHANGE RESISTANCE IN THE PROCESS OF CHANGE MANAGEMENT Polat TUNÇER*

degisim-ve-gelisim-nedir152435

Herkes en iyi bildiği ve yaptığı işi kolay kolay değiştirmek istemez:

  • Aman bugünü de saat 6 ya kadar şu mailleri atarak bitireyim,
  • Boşver o projeyi de bitse ne olur bitmese bana ne faydası varki,
  • Nasıl olsa müşteri beni aramıyor ben de zorlamayım,
  • Şu işi de ekstra dan yapsam ne olur yapmasan ne olur,
  • Kimse benim farkımda da değil zaten,
  • Ayrıca şirket süreçleri de bizim iş yapmamıza izin vermiyor, köreliyoruz,
  • … Vb.

İşte yukarıdaki söylemler baktığımızda bizi içten içe bitiren cümleler.

Evet farkında olmadan belki bazılarını biz de kullanıyoruz? Kullanmıyorsanız tebrikler sayılı kişilerdensiniz.

Bir şeyleri değiştirmeye, statükoyu zorlayan ortaya yeni fikirler atan ve sürekli kendini geliştiren çalışan ” ideal çalışan” olacaktır tabii ki. Eğer işimiz sadece bir üretim bandındaki ürünü paketlemek bile olsa kendimizi ve dolayısı ile işimizi, sürecimizi geliştirebileceğimiz bir şeyler olmalı. Örneğin, önüme gelen paketleri nasıl daha hızlı paketlerim, ya da üretim bant hızını benim hızıma göre ayarlasam ortaya daha düzgün ve kaliteli bir ürün çıkar.

İşte hayatımızda yapacağımız ufak fikir ve düşünceler büyük etkilere neden olabilir.

Düşünün bir kere aşağıdaki kişi ve örnekler kendi konfor alanlarını terk etmeselerdi başarılı olabilirler miydi? Ve biz şu an elimizdeki fırsatlara sahip olabilir miydik?

  1. Fatih Sultan Mehmet yenilikçi bir fikir geliştirmeyip “Gemileri Karadan Yürütmek” fikrini uygulamasa idi,
  2. Mustafa Kemal Atatürk konfor alanını terk etmeyip halkı bir araya getirmeseydi,
  3. Malcolm X, Amerika’daki zenci ve müslüman halk için ölümüne direniş göstermeseydi,
  4. Kristof Kolomb yeni kıtalar ve ülkeler keşfetmeye çıkmasa idi,
  5. Albet Einstein ortaya yeni teoriler atıp bunların üzerine kafa yormasa idi,
  6. Nikola Tesla dahiyane fikirleri uygulamak için sefalet içinde yaşamayı göze almasa idi,
  7. Steve Jobs hem kendi hem insanlık için kolaylık sağlayacak yeni fikirler projeler ortaya atmasa idi,
  8. vb…

İşte bunlar gibi bir çok etmen şu an bizi ve dünyamızı şekillendiriyor. Birileri daha iyi bir şeyler yapabilmek için “Konfor Alanlarını” terk ettikleri için !

Unutmayalım “Değişime Direnenler Eninde Sonunda Kaybetmeye Mahkumdur…!”

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s