Güncel, Proje Yönetimi

Türkçe Vs. Plaza İngilizcesi

turkce-vs-plaza-ingilizcesi_2

İş hayatında belki de bir çoğumuzun son zamanlarda maruz kaldığı çekişmelerden biri de anadilimiz olan Türkçe ile tabii ki öğrendiğimiz veya öğrenmeye çalıştığımız İngilizce arasında yaşanan kıyasıya kapışma…

Mesailerimiz sırasında doğal olarak çalışma arkadaşlarımızla ve müşterilerimizle doğal olarak sürekli etkileşim ve temas içindeyiz. Bu temas yazılı ve sözlü olarak ikiye ayrılabildiği gibi resmi ve gayri resmi olarak da iki şekilde olabilir. Yaptığınız iş ve o işin kalitesi kadar yaptıklarınızı yada isteklerinizi/sorunlarınızı anlatabilmek de bir meziyettir.

Mevlana Hazretleri boşuna söylememiş olsa gerek…

mevlana

Evet bir yandan tabii ki karşındaki kişiye bağlı olsa da sen ne kadar iyi anlatabilirsen kendini o kadar başarılı olursun. Burada başarılı olmak da kült iş hayatında kariyerinde başarılı olmak anlaşılmasın. Yeri gelecek bir sıkıntını anlatacaksın ve çözüm bekleyeceksin etrafından yada yeri gelecek dertleşip konuşma ihtiyacı hissedeceksin dostlarınla…

Konuyu çok da dağıtmadan gelelim asıl konumuza. Güzel herkesle konuşuyoruz iletişimimiz de kuvvetli neşeli de bir insanım ve insanlar bana güveniyor ! Bu kadar yeterli mi peki?

Şöyle bir günümüzü bir gözden geçirecek olursak;

  • Toplantıyı sikecıl (schedule) ettim.
  • Proje dedlayn (deadline) tarihine göre progresimiz (progress) oldukça iyi.
  • Risorslarımızı (resource) autsors (outsource) üzerinden alabilir miyiz?
  • Kılayntlarımızla (Client) olan rileyşınımızı (relation) bir çek ( ) edelim.
  • Tüm çenıllarda (channel) bu ürünü pablike (public) sabmit (submit) edelim.
  • Miiting notsları (Meeting notes) toplantı sonrası şeyır (share) ederim.
  • Tüm meyillerde (mail) siside (CC) varsınız.
  • FYI (For Your Information)
  • etc. (vb.)…
  • ….

şeklinde benzer örnekleri uzatmak mümkün. Eminim düşününce bu tür (belki de fazla yoğunlukta ve daha kötü ingilizcesiyle 🙂 konuşma ve hatta yazışmalara gün içinde defalarca maruz kalıyoruz.

Girdiğimiz bir toplantıdan bu tür konuşmaları dinleyerek daha iyi bir ingilizce ile mi çıkıyoruz? Ya da toplantıda konuşulması gereken asıl konulardan bir haber mi oluyoruz?

Genel olarak baktığımızda şu düşünceler kafamızı kurcalıyor olabilir;

  1. İster yurt dışında uzun yıllar yaşamış olun yada çok iyi bir ingilizce (bu başka bir yabancı dil de olabilir) dil bilgisine sahip olun bu size Türkçe yapılan bir toplantıda gereksiz yabancı kelimeler sıkıştırmanıza imkan/izin/hak sağlamaz.
  2. Bir kısım çalışanlarca bilinçli olarak bu tarz konuşma biçimi belirlenmiş olabilir. Amacı konu hakkında çok bilgili görünüyor gibi görünmek (hava atmak) ki ingilizce konuşarak nasıl bilgili görünecekse 🙂
  3. Konu hakkında bilgisizliğini gizlemek için de araya yabancı kelimeler sıkıştırılıyor olabilir.
  4. Toplantı katılımcıları arasında gerçekten ingilizce bilgisi olmayan yada az olan kişilerin de konudan iyice uzaklaşmasına sebep olabilir.
  5. En temiz düşüncelerle bu şekilde konuştuğunun farkında bile olmayan ve bu tarz ona çok normal gelen sürüyle plaza çalışanı olduğunu göz ardı edemeyiz.

Peki bu durumdan rahatsız olduğunu düşünen bir kesim var mı?

Gözlemlerime ve çevremden aldığım geri bildirimlere (feedback dememek/yazmamak için kendimi tuttuğumu itiraf ediyorum:) göre önemli bir kesim var.

Peki bu durumun önleyici çözümleri var mı? Kalıcı çözüm de aklımıza gelebilir ancak onun şu aşamada oldukça zor olduğunu düşünüyorum. Özellikle şu andaki teknolojik ilerleme sayesinde her an her saniye çoğunluğu yabancı kelimelerle dolu olan bilgi bombardımanına maruz kaldığımız için Kalıcı Çözüm için tren çoktan kalktı.

Tren ne zaman kalktı biliyor musunuz? İşte aşağıdaki resimler bunun en güzel kanıtı:

1dukkan

2dukkan

Başta bizi gülümsetse de maalesef üzülecek bir durum…

Peki en azından azaltmak, bir nebze olsun daha fazla Türkçe kelime duyabilmek için neler yapabiliriz? İşte bunları yapabiliriz:

kelimeler1

kelimeler2

 

İşte biraz olsun çok sıkça kullanmaya başladığımız bu ingilizce kelimelerin yerine Türkçe karşılıklarını kullanmamız yeterli. Bu yazdıklarımdan tamamı ile İngilizce kullanılmasına karşı olduğum düşünülmesin. Bilakis tabii ki işiniz/işimiz gereği ingilizce veya başka bir yabancı dil kullanıyoruz. Bu terimsel bir kelime kullanımı ya da uluslararası bir eğitim yada konferansa katılım da olabilir. Ayrıca iş yaptığınız firmalar, iş ortaklarınız ve hatta yabancı müşterileriniz de olabilir. Bu durumlarda yabancı dil kullanmanız kadar doğal bir durum yoktur.

Sevdiğim aşağıdaki iki söz mesajı belirtiyor sanırım 🙂

“Her şeyin fazlası ve aşırısı zarar getirir.”

“Her şeyi yerli yerinde ve doğru kullanırsak anlamlı olur.”

Kapanışı da komik ve bir o kadar da düşündürücü bir tiyatro gösterisi ile bitireyim. Az önce bahsettiklerimle hem bu videonun hem de belki yaşadıklarımızın ne kadar örtüştüğüne tanık olabilirsiniz…

 

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s